• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

 

                                      BÖREKOĞLU

                     HUKUK VE ARABULUCUK BÜROSU

                                        Arb&Av. Serdar BÖREKOĞLU

Site Menüsü

Anasayfa

• MEMUR İŞLEMİNİN ŞİKÂYET YOLU İLE İPTALİ İSTEMİ ( Alacaklı Bir Yıllık Süresi İçinde Haciz Talebinde Bulunmuş ise Aynı Bir Yıllık Süre İçinde Borçlunun Mallarının Haczedilememiş Olmasının Haciz İsteme Hakkının Düşmesini ve Dosyanın İşlemden Kaldırılmasını Gerektirmediği - Alacaklı Vekili Yasal Bir Yıllık Süre İçinde Borçluların Menkullerinin ve Borçlunun Maaşının Haczini Talep Etmiş Olmakla Alacaklının Haciz İsteme Hakkı Düşmediği/Yenileme Harcına Gerek Olmayıp Doğrudan Haciz İstenebileceği ) • HACİZ İSTEME HAKKI ( Ödeme Emrinin Tebliği Tarihinden İtibaren Bir Yıl Geçmekle Düşeceği/Alacaklı Bir Yıllık Süresi İçinde Haciz Talebinde Bulunmaz veya Haciz Talebini Geri Alarak Bu Bir Yıl İçinde Yeniden Haciz Talebinde Bulunmazsa Takip Dosyasının İşlemden Kaldırılacağı - Bir Yıllık Süre İçinde Borçlunun Mallarının Haczedilememiş Olmasının Haciz İsteme Hakkının Düşmesini Gerektirmediği/Yasal Bir Yıllık Süre İçinde Haczini Talep Edildiğinden Yenileme Harcına Gerek Olmayıp Doğrudan Haciz İstenebileceği )
Tüketici Korunması hakkındaki kanun ilk olarak 1995 tarihinde ve 4077 sayılı yasa ile yürürlüğe girmiştir daha sonra 6502 sayılı yeni Tüketicinin Korunması Hakkında yürürlüğe girmiştir.  Yasanın yeterli gelmemesi üzerine  28.05.2014 tarihinde   6502 sayılı yeni Tüketicinin Korunması Hakkında yürürlüğe girmiştir. Yeni Kanunun tüketicinin, güçlü satıcı ya da sağlayıcı karşısında korunması bakımından önemli değişiklikler içerdiği söylenebilir. Alternatif çözüm yolları arasında yer alan arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanunun 22.06.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi sistemimize bu dostane çözüm yolunu sokmuştur..
04.01.2026
28.12.2025
Anayasa Mahkemesinin, 18.01.2018 tarihli 207/136 E. Satılı kararı ile 5894 sayılı TFFKGHK'nın 5. maddesi iptal edildiğinden artık, Sporcuların sözleşmeden kaynaklanan para alacakları için izleyecekleri hukuki yollar, futbolcular ve diğer sporcular için ayrıdır. Futbolcular, sözleşmeden kaynaklanan alacakları söz konusu olduğunda taraflar arasında anlaşma olması durumunda TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurabileceklerdir. Taraflar arasında anlaşma olmaması hâlinde ise, genel hükümlere göre hareket edilmesi gerekmektedir. Bu kararla Bölge Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun münhasırlık yetkisi kaldırılmıştır. Diğer sporcular için de, öncelikle Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Tahkim kurulu yetkilidir. Fakat bu sporcuların kulüblerinden para alacaklarına ilişkin ihtilaflarında açıkça bir düzenleme bulunmadığından, bazı görüşler Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2012/5555 E 2012/14356 K. sayılı 04.06.2012 tarihli kararı gereği bu alacaklarında arabuluculuğa tabi olduğunu söylemektedir.
Makul Sürede Adil Yargılanma Hakkının İhlalinden doğan bireysel başvurular eskiden Anayasa Mahkemesi'ne yapılırken, şimdi 8. Torba yasa yasa diye anılan 7949 sayılı geçici yasa ile Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatlar 12.03.2024 tarihinden sonra Adalet Tazminat Komisyonuna yapılacaktır.
15.12.2025
06.02.2021
23 Eylül 2012 tarihi itibarıyla herkes, Anayasa’mızda güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmektedir. Bireysel başvuru, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde (İçtüzük) belirtilen şartlara uygun biçimde ve bireysel başvuru formu kullanılarak resmî dilde yapılır. 6/11/2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan İçtüzük değişikliğiyle bireysel başvuru formu yenilenmiştir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 29/12/2020 tarihinde, Cemal Taş ve Diğerlerinin  (B. No: 2016/3316) başvurusunda, Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılanma konusunda karar vermiştir.
06.02.2021
10.02.2021
Mirasa konu tarımsal araziler ile Tarımsal arazilerin devri 5403 Sayılı Kanunun 8/B ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Aslında Mirasa konu tarımsal arazilerde mülkiyetin devri esastır ama bazı özellik gerektiren şartlara bağlıdır
Ülkemizde miras bırakanlar, mirasçılarından veya 3. kişilerden mal kaçırmak için mirasçılarının tümünden veya bir kısmından mallarını kaçırmakta, onları miras hakkından mahrum etmek istemektedirler. Fakat, bu yola başvuran miras bırakan ile mirasçı arasında genelikle diğer mirasçılarından kaçırmak istedikleri taşınmazların devir sebebini gerçek bir alım satım işlemi olarak göstermektedirler. Bu durumda, hakları ihlal edilen varisler Türk Medeni Kanununda muris muvazaası sebebiyle ayrı bir hüküm bulunmadığından TBK. Nun 19 maddesinden hareket ederek, mirasçılarının ölümüyle beraber, lehine taşınmaz devir edilen aleyhine tapu iptal ve tescili davası açarak haklarını geri almak istemekte ve bu davalarda başarılı olabilmektedirler. Açılan davaların kazanılmasıyla mirasçının ve miras bırakanın yapmış bulundukları işlemler iptal edilmiş bulunmaktadır.
26.02.2022
20.02.2022
5403 Sayılı TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU 2005 yılında yürürlüğe girmiş daha sonra 6537 sayılı ve 7255 sayılı Kanunlar yürürlüğe girerek 5403 sayılı kanun en son şeklini almıştır.; İlgili kanunlarla toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esaslar belirlenmiş Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Uygulamalarda ve Miras yoluyla devir olan arazilerde köklü değişiklikler yapılmıştır.
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; k a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir
26.02.2022
07.02.2021
 1