BÖREKOĞLU HUKUK
ve
ARABULUCULUK BÜROSU
Sebepsiz zenginleşme TBK.nun 77 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Madde 77 Şartlar kısmında Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
Borçlanılmamış edimin ifası durumunda ise
MADDE 78 Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.
Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler ise geri istenemez.
Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.
|
Yeni TTK ve Borçlar kanunu ile faiz ve temmerüt faizine ilişkin bir çok önemli düzenlemeler yürürlüğr girmiştir.
Bileşik faizin uygulamasının kapsamı daraltılmıştır. Bileşik faiz, yalnız cari hesaplarda ve her iki tarafın tacir olduğu işlerde geçerli olacağı duruma getirilmiştir. Ve sözleşmelerde kararlaştırılacak yıllık temerrüt faiz oranının, Kanunda belirlenen yıllık faiiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır. |
17.02.2021 |
18.02.2021 |
TBK MADDE 285- Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlamıştır.
Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.
Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.
MADDE 286 da- Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabileceği Fakat,
Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebileceği yazılıdır
Bağışlanan için ise MADDE 287 Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir. Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkacağını düzenlemiştir. |
Bir Malvarlığının veya işletmenin devralınması TBK 202. ve devamındaki maddelerinde düzenlenmiştir.
MADDE 202 Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.
Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.
Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.
Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.
|
18.02.2021 |
20.02.2021 |
01.01.2002 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nu yürürlüğe girmesiyle, TMK’nın yürürlük tarihinden itibaren yasal mal rejimi olarak, edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiş oldu.
TMK 218. maddesinin Mülkiyet başlığı altında bu hakkın kapsamı belirtilmiş
ve Madde 218- Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar denmiştir. Devamla Edinilmiş malların Madde 219 da tarifi yapılarak neler olduğu belirtilmiştir. |
4857 Sayılı İş Kanunu'nda İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmesi olarak tanımlanmıştır
İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.
Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür.
Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak
verilmesi zorunludur. |
21.02.2021 |
23.02.2021 |
Büromuz profesyonel, alanında uzman Sigorta Hukukçuları ve Sigorta Hukuku'nun tüm alanlarında, mal ve can sigortalarında yaşanan hukuki uyuşmazlıkların çözümünde müvekkillerinin yanındadır.
Büromuz, müvekkillerimizin mahkemelere yansıyan karmaşık sigorta uyuşmazlıklarında avukatlık hizmeti vermenin yanı sıra, hasar yönetim hizmetleri çerçevesinde sigortalıların, adli ve idari davalarının takibi, sigorta ihtilaflarının sulh veya alternatif çözüm yolları ile halline yönelik hizmetleri de vermektedir. |
Trafik kazaları neticesinde ortaya çıkan ve doğrudan tedavi giderleri dışında kalan, kaza dolayısıyla kişinin sakatlığı oranında mahrum kaldığı gelecekteki gelirlerini güvence altına alan tazminatlardır.
Trafik kazaları neticesinde ortaya çıkan doğrudan tedavi giderleri dışında kaza dolayısıyla, kişinin sakatlığı oranında mahrum kaldığı gelecekteki gelirlerinin tazminini güvence altına alan tazminatlar ve maddi zararların dışında bu kazanın sebep olduğu manevi elem ve ıstırap için de tazminatlar dava yoluyla alınmaktadır. |
15.02.2022 |
15.02.2022 |
Malpraktis davası; hastalık ve herhangi bir sağlık sorununun giderilmesi amacıyla hekime ya da bir tıp kurumuna başvuran hastanın tıbbi tanı-tedavi esnasında beklenmedik bir zararla karşı karşıya gelmesi halinde hastanın açacağı dava türünü ifade etmektedir. Malpraktis davasında söz konu olan husus; doktorun bilgisizlik, deneyimsizlik veya ilgisizliği nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Böyle bir durumda hekimliğin kötü uygulanması, hekimlik uygulamasında kusur yahut ihmali varlığı söz konusu olacaktır. |
7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Değişiklik ile;
|
15.02.2022 |
15.02.2022 |
1 2 3 4 5 6 7 8 ![]() |